03.02.2021#Bilinçli Tüketim

Bilinçli Tüketim - Her Bilinçli Tüketicinin Kendine Sorduğu 5 Soru

Sanayi devriminin başlangıcından itibaren eskisinden çok daha fazla üretim yapabilen işletme sahipleri, piyasadaki talebin üretim kapasitelerinden daha az olduğunu fark eder. Üreticilerin “masumane” bir stok eritme isteği ile başlayan piyasada talep yaratma isteği, günümüzde her an dozunu arttıran bir tüketim çılgınlığına dönüşmüş durumda. Sosyal medya, televizyon, bilboardlar... Sürekli dikkatimizi çekmeye ve bir şeyleri satın almamızı sağlamaya çalışan uyaranlarla çevriliyiz. Pazarlamacıların odağı ürünlerine ihtiyacımız olduğuna bizi inandırmak ki ihtiyacımızı gidermek için ürünlerini alalım. Elbette her insanın ihtiyaçları var ve tüketmek zorunda. Yemeli, içmeli, barınmalı, giyinmeli hatta eğlenmeliyiz fakat gerçekte tüketebileceğimizden fazlasını almak zaman ve para kaybından başka bir şey yaratmıyor.

Satın alınan her şeyin, o “şey”e sahip olmaktan dolayı birincil sunduğu faydanın yanında sosyal ve çevresel etkilerini de göz önünde bulundurarak gerçekleştirilmesine bilinçli tüketim denmekte. Bilinçli tüketim için her satın alma ihtiyacı hissettiğinde kendine soracağın birkaç soru ile gereksiz tüketimi azaltabilir ve ideallerine daha fazla bütçe ayırabilirsin.

1. Gerçekten İhtiyacın Var mı?

Bu kendine sorman gereken en basit fakat en gerekli soru. Üreticilerin amacının ihtiyacın olup olmadığına bakmaksızın sana ürünlerini satmak olduğundan ve ihtiyacın olduğuna seni inandırmanın ise pazarlamacıların işi olduğundan bahsetmiştik. İhtiyacın olup olmadığına karar verecek olan ise sensin. Aynı kıyafetin farklı renk ve modelde onlarcasına sahip olmamızın sebebi ihtiyaç mı dersin? Kıyafet bir ihtiyaç fakat bu dolabınızda duran, senelerdir hiç giymediğin kıyafetleri açıklamıyor. Burada anahtar nokta, mümkün olduğunca az sayıda ve bütçe yettiğince kaliteli ürünler almayı tercih etmek. Yalnızca ihtiyaç duyulduğunda alışveriş yapmak, modayı takip etmemek anlamına da gelmiyor. Modayı takip etmek de senin için bir ihtiyaç olabilir, anlıyoruz. :) O zaman en azından kendine sınır koyabilir, örneğin her sezon yalnızca 2 parça trend kıyafet alabilirsin.

2. Zamanın Buna Değer mi?

Harcadığın her kuruşu çalışarak yani zamanını harcayarak kazanıyorsan daha az alışveriş yaptığında daha az çalışabileceğini veya farklı deneyimler yaşamaya daha çok paranın kalabileceğini düşünmelisin. Aylık kazancını çalıştığın saate böl ve 1 saat çalışmanın ederini bul. Bundan sonra alacağın her şey için de kendine x saat çalışmama değer mi diye sor. 1 günlük çalışmana değmeyecek gereksiz harcamalarını fark ettiğinde bize teşekkür edeceksin. :)

3. Finansal Enstrümanları Doğru mu Kullanıyorum?

Ülkemizde yaygın olarak kullanılan kredi kartı doğru kullanıldığında iyi bir finansman yöntemi olmakla birlikte, bazen insanda “para harcamıyorum” illüzyonu yaratabiliyor. Yanlış kullandığında ise paranın boşa gitmesi işten bile değil. Burada da tekrar dile getirelim, kredi kartı 40 gün faizsiz kredi almanı sağlar. Böylece elindeki nakiti farklı şekillerde değerlendirebilirsin. Kredi kartının tüketici açısından avantajı budur. Kredi kartı paranın yetmediği bir şeyi almak için bir araç değildir. Zamanında ödeme yapmazsan veya yalnızca asgari tutarını ödersen harcadığından çok daha fazlasını bankaya borçlanmış olursun çünkü her gün için faiz ödersin. (Bütçeni aşan harcamalar için mümkünse taksitli alışverişi tercih edebilirsin.)

Finansal Enstrümanları Doğru mu Kullanıyorum?

Kredi kartını hayatından tamamen çıkarmak zor olsa da, bu anlattıklarımızı göz önünde bulundurarak kullanmak tüketimini daha bilinçli yapmanı sağlayacaktır. Ayrıca az çok demeyip kazancını doğru değerlendirebileceğin yatırım yöntemlerini de incelemeyi ihmal etme. Kullandığın her finansal enstrümanda bankanın avantajını ve senin avantajını gözden geçirmeyi ihmal etme.

4. Harcadığım Nereye Gidiyor?

Tüketmemenin ve tüketirken dikkatli davranmanın sadece cebine değil çevreye ve topluma da pozitif etkisi olduğunu bilmek senin için bir motivasyon kaynağı olabilir. Bilinçli bir tüketici olarak hayat görüşünle örtüşen, çevreye saygılı, topluma fayda odağı olan kuruluşlardan alışveriş yapmayı tercih edersen tüketimin negatif etkilerini asgari düzeye indirebilirsin. Örneğin, Vietnam’da çocuk işçiler çalıştırılarak üretilen iki üç parça kıyafet yerine yerel bir üreticiyi destekleyen bir kıyafeti tercih etmenin düşük karbon ayak izinden etik ticarete kadar pek çok olumlu etkisi var.

5. Paramı Daha İyi Bir Şey İçin Kullanabilir miydim?

“Şey”lere değil de deneyime bütçe ayırmaya ne dersin? 10 kazağın varken sırf moda diye 11. kazağı almak yerine, o parayı hiç gitmediğin bir şehre gitmek için biriktirdiğin paraya eklemek veya ihtiyaç sahibi bir çocuğa mont almak senin için daha tatmin edici olmaz mıydı? Deneyimi, hatıraları ve harcamanın sana hissettirdiklerini eşyaların/şeylerin önüne aldığında harcama yaptığın konuların da değiştiğini göreceksin. 1 ay birikim yapamadım diye “ben birikim yapamıyorum” diyerek tamamen vazgeçmene veya moralini bozmana gerek yok.

Harcadığım Para Nereye Gidiyor?

Bonus: Peki biz hiç mi yeni bir şey almayacağız?

Bu sorulara cevap verdikten sonra hala o şeyi almak istiyorsan gönül rahatlığı ile alabilirsin. Her alışverişte, her kararda bu saydıklarımızı yapamasan da bu yönde farkındalığını arttırmak zamanla daha bilinçli tüketmeni sağlayacaktır. Şimdi bir Çember oluşturarak arkadaşlarını davet edebilir, birikim hedefini ve hayalini herkese görünür kılarak o parayı biriktirmeyi kendin için zorunlu hale getirebilirsin. Çember’de sıra sana gelene kadar ne alacağını düşünmek ve bu soruları sorup gerçekten gerekli bir şey için harcaman için yeterince vaktin olacak.